






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Legal İş Hukuku Dergisi, Yıl 2025 Sayı 86. Sayı (Temmuz))</title>
    <link>https://ishukuku.legaldergi.com.tr/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3379</link>
    <description>Legal İş Hukuku Dergisi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2025-10-10</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>İŞÇİNİN ÖZEN BORCU; ÖZEN BORCUNUN DİĞER BORÇLARA ETKİSİ VE ÖZEN BORCUNUN KAPSAMI</title>
      <link>https://ishukuku.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82258</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ishukuku.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82258</guid>
      <author>ATANUR KARAAHMETOĞLU  </author>
      <description>&lt;p class="Gvdemetni20" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; text-indent: 35.45pt; line-height: 20.65pt; mso-line-height-rule: exactly; background: transparent; margin: 0cm 0cm 6.0pt 0cm;"&gt;İşçinin hizmet sözleşmesinden doğan birtakım yükümlülükleri bulunmaktadır. Hizmet sözleşmesinin selameti için işçinin bu yükümlülükleri yerine getirmesi büyük öneme sahiptir. İşçinin, hizmet sözleşmesinden doğan, iş görme borcu, sadakat borcu gibi temel yükümlülükleri vardır. İşçinin hizmet sözleşmesinden doğan bir diğer yükümlülüğü de özen borcudur. Ancak özen borcunun ayrı asli bir borç mu olduğu yoksa başka bir borcun içinde mi yer aldığı tartışma konusu olmuştur. Örneğin işçinin özen borcunun sadakat borcunun içinde, sadakat borcunun bir parçası kabul edilip edilemeyeceği yönünde tartışmalar olmuştur. Bu kapsamda sadakat ve özen borcunun tek bir borç olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde iddialar olmuştur. Bunun yanında işçinin özen borcunun ayrı özel bir borç olduğu iddiası da ileri sürülmüştür. Söz konusu tartışmalar işçinin hizmet sözleşmesinden doğan diğer borçları ile özen borcu arasında nasıl bir ilişki olduğunun sorulmasına da zemin hazırlamıştır. Bu çalışmada işçinin özen borcu ele alınarak, özen borcu ile işçinin diğer borçları arasında nasıl bir ilişkinin olduğu meselesinin ortaya koyulması amaçlanmış ve özen borcunun kapsamı incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2025-10-10</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dijital Çalışma İlişkisinde Eşit Davranma Borcu</title>
      <link>https://ishukuku.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87152</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ishukuku.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87152</guid>
      <author>Gökçe ÖZGEN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;İşin yürütülmesinde teknolojik araçların kullanımı, çalışma ilişkilerinin dijitalleşmesine ve buna bağlı olarak yeni çalışma modellerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu doğrultuda ortaya çıkan dijital çalışma ilişkisi; işyeri kavramı, tarafların hak ve borçları, çalışma ve dinlenme süreleri, iş sağlığı ve güvenliği vb. pek çok sorunu gündeme getirmektedir. Bu durum, dijital çalışanların diğer çalışanlara nazaran daha dezavantajlı konumda olmasına yol açmaktadır. Bu noktada, işverenin temel borçlarından biri olan eşit davranma borcu önem kazanmaktadır. Belirtilmelidir ki hukukumuzda, dijital çalışma ilişkisinde eşit davranma borcunu açıkça ele alan bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu noktada, dijital çalışma ilişkisinde eşit davranma borcu yönünden özellik arz eden haller ile bu borca aykırı davranışa bağlanan sonuçlar tartışmaya açıktır. Eşit davranma borcu, esas itibarıyla 4857 sayılı İş Kanunu’nun m.5 hükmünde ele alınmaktadır. Söz konusu düzenleme uyarınca, işverenin eşit davranma borcuna aykırı davranışı birtakım hukuki yaptırımlara tabi tutulmuştur. Çalışmamızda, 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi dijital çalışanlar bakımından işverenin eşit davranma borcu ve bu borca aykırılık halinde uygulanabilecek yaptırımların kapsamı açıklığa kavuşturulacaktır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2025-10-10</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK İŞ HUKUKUNDA CEZAİ ŞARTIN UYGULANMA ESASLARI </title>
      <link>https://ishukuku.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80255</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ishukuku.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80255</guid>
      <author>Şeref Güler  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman','serif';"&gt;Cezai şart, borçlunun borcunu hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi durumunda, alacaklıya ödemeyi vadettiği ekonomik değeri olan edimdir. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman','serif';"&gt;Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesinin birinci fıkrasına göre, “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir”. Görüldüğü gibi hükümde kanun koyucu tarafından, alacaklı “seçimlik bir yetkiye” sahip kılınmıştır. Sözleşme, hiç veya gereği gibi ifa edilmediği takdirde alacaklı, ifayı ya da ifaden vazgeçerek kararlaştırılan cezai şartı isteyebilir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman','serif';"&gt;Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesinin ikinci fıkrasına göre, “Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir”. Fıkra hükmüne göre, asıl edim; sözleşmede kararlaştırılan yerde veya zamanda ifa edilmediği takdirde alacaklı hem ifayı hem de cezai şartı borçludan isteyebilecektir. Başka bir deyişle bu durumda, “taleplerin yığılması” söz konusudur. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman','serif';"&gt;Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesinin üçüncü fıkrasına göre ise, “Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır”.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Hukuk sistemimizde, sözleşme ilişkisinin tek taraflı olarak ortadan kaldırılması kural olarak mümkün değildir. Ancak, taraflar aralarında anlaşmak suretiyle, her iki tarafa veya taraflardan birine, belirli bir bedel ödemek şartıyla sözleşmeden dönme hakkı tanıyabilirler. Söz konusu düzenleme doktrinde, “dönme cezası” olarak adlandırılmaktadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt; &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Türk İş Hukuku’nda cezai şart genellikle; nitelikli işçisini işyerinde uzun süreli çalıştırmak, işçi için yapılan eğitim giderlerini işçiden talep edebilmek ve işçinin TBK’da düzenlenmiş olan “rekabet yasağı sözleşmesi” ne uymasını sağlamak amacıyla kararlaştırılmaktadır. Ancak kararlaştırılan cezai şartın, sözleşme taraflarının fesih haklarının özünü ortadan kaldırıcı nitelikte olmaması gerekmektedir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bu nitelikteki bir cezai şartın geçerli kabul edilmeyeceği kuşkusuzdur. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-10-10</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


